علم
ALM
İşaretleme, nişan koyma, ayırt edici iz ve tanıma kavramları.
İşaretleme, nişan koyma, ayırt edici iz ve tanıma kavramları.
Kökün bütün çekim ve türevlerinin Kuran’daki toplam görünümü.
Ayetlerde filtrelenebilir temel türev form ailesi.
Bir şeyi diğerinden ayıran, onu belirgin kılan bir iz, bir nişan veya bir sembol koymak; bu iz vasıtasıyla o şeyin ne olduğunu, sınırlarını ve hakikatini diğer her şeyden tefrik ederek yani ayırarak kavramak.
bilmek, öğrenmek, ilim
to know, to learn, knowledge
İşaretleme, nişan koyma, ayırt edici iz ve tanıma kavramları.
ALM kökünün kılcal damarlarına indiğimizde karşımıza çölün uçsuz bucaksız ve belirsiz coğrafyasında hayatta kalmaya çalışan kadim insanın yön bulma ihtiyacı çıkar.
1. Alem - Dağ ve sancak figürleri
Kadim Arapça'da alem çölde yolu kaybetmemek için dikilen işaret kulesine verilen isimdi. Yüksek tepelere veya uzaktan görünen büyük dağlara da bu isim verilirdi. Aynı zamanda orduların birliğini ve yerini belli eden sancak ve bayraklara da alem denirdi. Dilimize de 'alemli bayrak' denildiğinde metal çubuğun üzerinde ay-yıldız sembolü olan bayrak kastedilir. Türkçe'ye bir şekilde bu fikir transfer edilmiştir.
2. Kılcal mantık
Bilgi yani ilim zihinsel bir coğrafyada yolunu bulmaktır. Belirsizliğin hakim olduğu bir alanda hakikate dair belirgin bir işaret bulduğumuzda artık o şeyi 'biliyor' oluruz. Bu işaretlerin görünür olması fikri ALM kök mantığıdır.
3. İz bırakıcılık
Hayvanların tanınması için üzerlerine vurulan dağlama işaretine veya bir elbisenin üzerindeki belirgin nakışa da bu kökten gelen kelimeler verilir. Dolayısıyla ilim rastgele bir malumat yığınının toparlanıp varlığın üzerine vurulan şekli ile hakikat damgasını okumaktır. Bilmek ise varlığı etiketlemek veya o etiketi yani işareti çözme becerisidir.
Fiil formu
Bir fiil olarak alime bir şeyin nişanını veya ayırıcı özelliğini zihne nakşetmek demektir. O şeyin sınırlarını diğerlerinden ayıracak kadar net bir şekilde işaretlenmiş olarak kavramaktır. Bir şeyi bildiğimizde o şey artık bizim zihin haritamızda bir 'sancak' yani alem haline gelir ve zihinsel kodlamalar içerisinde kaybolmanızı engeller.
İsim formu
İlim bu işaretleme eyleminin sonucunda ortaya çıkan 'aydınlanmış ve sınırları belirlenmiş saha'dır. İsim olarak ilim belirsizliği gideren, eşyayı birbirinden ayıran ve her şeyi kendi makamına yani nişanına yerleştiren disiplindir.
Kuran içi 3 farklı türev form analizi
Kuran bu kökü ontolojik yani varlıksal ve epistemolojik yani bilgisel bir inşa aracı olarak kullanır:
1. Alem / العالم
İşaretler topluluğu ve evrenin tamamındaki işaretlerin bütünü anlamında kullanılır. Kuran'da en çok geçen formlardan biridir. Rabbil âlemîn formuna sık rastlanır.
Evrene neden alem denmiştir? Çünkü evren tasarımcısının varlığına ve sıfatlarına delalet eden devasa bir işaretler ve alametler bütünüdür. Her bir varlık Allah'a çıkan yolda birer sancak ve nişan hükmündedir. Evren okunmayı bekleyen bir izler galerisidir.
Kuran'ın harekesiz ana metninde ise ki bu yazım varyasyonlarına Rasm adı verilir, bu kelime hem işaretler ve varlıklar topluluğu olan alemlerin yani alemin, hem de o işaretleri okuyup fark ederek bilenler haline gelenlerin yani alimlerin 'alimin' Rabbi olarak okunmaya imkan tanır.
Kök semantiği açısından bu iki okuma birbirini tamamlar. Allah hem birer nişan hükmündeki tüm varlık sahalarının hem de o nişanları doğru teşhis ederek bilgiye yani ilme dönüştüren öznelerin tek mutlak yöneticisidir. Bu iki okuma biçimi de kök matematiğine uygundur. Şu okuma daha doğru denilemez çünkü tamamlayıcı fonksiyondadır.
2. Alleme / علّم
İşaretlemek ve öğretmek anlamına doğru açılır. Tefil babı formundadır.
Bakara 31: Allah, Adem'e bütün isimleri öğretti alleme. Sonra onları meleklere sunup: "Eğer doğru söyleyenlerden iseniz bunların isimlerini bana bildirin." dedi.
Buradaki öğretme eylemi eşyanın hakikatini zihne damgalamak ve o isimleri varlıkla eşleştirmektir. Allah Adem'e eşyayı birbirinden ayırt edecek nişanları yani kavramları vermiştir. Öğretmek, talebenin zihninde hakikate dair kalıcı izler ve tabelalar oluşturma sanatıdır.
3. Alamet / علامة
Belirti ve iz anlamındadır.
Nahl 16: "Ve işaretler. Onlar, yıldızla yol bulurlar."
Bu ayet kökün fiziksel kökeni ile zihinsel sonucunu birleştirir. Nasıl ki çölde veya denizde yıldızlar birer alamet yani işaret ise, hayattaki her bir veri de doğru yola ulaştıran birer kerteriz noktasıdır. Bilgi bu alametleri doğru okuma becerisidir.
Bu kökün Kuran'daki anlam komşuluğu: aynı ayette en sık birlikte geçtiği kökler. Güç = ilişkinin tesadüfü aşma katı.
Zıtlık, kökün işlevini tamamlayan kavramsal gerilimdir — karşıt anlamın ötesinde bir bağ.
Akkadca / LAMĀDU: Doğrudan öğrenmek, alışmak, tanımak anlamındadır. Arapçadaki 'm' ve 'l' yer değiştirmiştir — metatez.
Kenanca / Fenikece / ILM: Genellikle gizli olan ve ebediyet ile ilişkilendirilse de, İbranice ʿolam gibi, belirgin işaret anlamı her zaman korunmuştur.
İbranice / ALAM / OLAM: İbranicede bu kök gizlemek he-ʿelīm veya gizli ve belirsiz zaman, ebediyet ʿolam anlamlarına kaysa da, Arapça bu kökün "görünür kılma/işaretleme" yönünü zirveye taşımıştır.
Süryanice / Aramice / ALMA: Dünya, evren veya çağ anlamında kullanılır. Tıpkı Arapçadaki alem mantığı gibi, zamanın ve mekanın işaretlenmiş kesitini ifade eder.
Bu kök üzerine düşüncen var mı?
Okuma notlarını paylaş, sorularını sor ve tartışmaya katıl.